Jens Petter Hauge

17 yaşında altyapıdan A takıma geçiş yapan Jens Petter Hauge, ülkesinin son yıllarda dünya futboluna kazandırdığı ve pazarladığı son futbolculardan biri oldu. İtalya medyasına göre 5 Milyon € bedelle Milan’a transfer olan oyuncu, Eliteserien’de elde ettiği istatistikleri Avrupa Ligi’nde de devam ettirince, halihazırda ilgilenenler listesinde olan Cercle Brugge ve Heerenveen’e, Milan da eklendi. Avrupa Ligi eleme turlarında Milan deplasmanında oyunun her iki yönünde gösterdiği performansa ek olarak 1 gol, 1 asist ile oynayan kanat forvet, bu sezon skor anlamında Bodo/Glimt’i sırtlayan ve takımının fantastik bir sezon geçirmesini sağlayan oyunculardan biriydi. Küçük yaşlarda futsalla tanışan oyuncu, Bodo/Glimt altyapısına geçerek futbol kariyerine de geçiş yapmış oldu. Son olarak gösterdiği performansa paralel, ülkesinin milli takımının Ekim ayında oynadığı maçlar için açıklanan kadroda da kendisine yer bulmuştu.

FASt aracımızdan elde ettiğimiz bu görselde, Hauge ile aynı mevkide oynayan oyunculara kıyasla hangi parametrelerde başarılı ya da ortalama bir başarı elde ettiğini görebiliriz. Bu görsel, kanat forvet oynayan oyuncunun, pas özelliklerinin iyi olduğunu göstermekte. Hauge’ün sadece kendi kanadında sıkışıp kalmadığını, yaptığı mobilizasyon neticesiyle oyunun bazı sekanslarında forvet arkasına evrilmesine ve hatta ters kanada geçişini sağlayan yatay koşular yaptığını söylememiz gerekir. Bu söylediğimizle paralel olarak, Bodo/Glimt’in top dolaştıran ve dar üçgenlerle yerleşen oyun yapısının, hücumun neredeyse her parselini kullanan kendisine, pas ve gole dönük istatistikleri rahatlıkla elde etmesine sebep oldu.

Yukarıdaki görsellerde ise oyuncunun ait olduğu kümeyi ve bu kümenin ortalama değerlerinde Hauge’ün neleri iyi yaptığını gösteriyor. Ayrıca oyuncu %99 oranında Mohamed Salah tipi oyuncu profil kümesinin içinde olduğunu görüyoruz.

Transfer geçmişi:

  • Bodo/Glimt Altyapı
  • Aalesund (yarım sezon kiralık)
  • Bodo/Glimt

Milli Takım rakamları:

  • Norveç U15: 4 Maç
  • Norveç U16: 4 Maç
  • Norveç U17: 7 Maç
  • Norveç U18: 8 Maç, 1 Gol, Asist
  • Norveç U19: 14 Maç, 3 Gol, 1 Asist
  • Norveç U20: 3 Maç, 1 Gol, 4 Asist
  • Norveç U21: 4 Maç, 1 Gol, 1 Asist
  • Norveç: 1 Maç

Oyuncu performansı:

  • Aalesund: 6 Maç, 152 Dakika
  • Bodo/Glimt: 117 Maç, 5406 Dakika, 35 Gol, 30 Asist

Oyuncunun pozisyonu:

Bodo/Glimt’in bu sezon 4-3-3 ve 4-2-3-1 gibi dizilişleri maç içerisinde icra etmeye çalışırken, Hauge’ün bu dizilişlerde kendisini sol kanatta, kanat forvet olarak izledik. Rakip yarı sahaya yerleşmeye başlanıldığı anlarda kendisini çizgiye atan, ancak oyunun tamamıyla rakip yarı alanda oynandığı anlarda ise çizgiye hapsolmak yerine kademeli bir şekilde boşlukları dolduran ve en nihayetinde gol ve asiste daha yakın olduğu alanlara kademeli bir şekilde girebildiğini söyleyebiliriz.

Sürekli mobil halde olması, kanat değiştirmek gibi eylemlerde bulunması markajını zorlaştırabiliyor. Haliyle bu da rakip takım oyuncularının yerlerini kaybetmelerine olanak sağlıyor. Gol bulabilmek adına takımca yüklenildiğinde, arkada sadece Patrick Berg’i dönebilecek toplar ve yeniden oyunun inşası için bırakan Bodo/Glimt, Hauge’ün sürekli yer değiştiren oyun anlayışında arkadan gelen ve ceza sahasına girebilen orta saha oyuncularına boşluklar hazırlayıp, skora yaklaştırabiliyordu.

Profil itibariyle rakip savunmanın yerleşimini ve kaymalarını hatalı yapabilecek, kendisine markaj yapılmasını zorlaştıracak ve bunları yaparken gerek dayanıklılığı ve hızı, gerekse de stabil kalmayışı ile ön plana çıkabilen bir kanat forvettir.

FASt aracımızla Hauge’a benzer oyuncuları tarattığımızda, en yakın oyuncunun 0.048 değeriyle Marcus Rasford olduğunu görüyoruz. (Sıfıra yaklaştıkça benzerlik artar)

Hauge ve Rashford’u kıyasladığımızda, birçok alanda neredeyse kafa kafaya olduklarını gözlemliyoruz. Ancak elbette bu parametreleri yorumlarken bulundukları ligleri kalite açısından ele almak gerekir.

Şimdi ise İngiltere Futbol Federasyonu’nun kullandığı FA 4 Corner modeliyle oyuncunun Fiziksel, Teknik, Mental ve Sosyal özelliklerini inceleyelim.

Fiziksel özellikler

1.84 boya ve 76 kg ağırlığa sahip oyuncunun vücudu dengeli, hafif kaslı duruyor ve ikili mücadelelerde gösterdiği çeviklik ve güç ile topu kapmak, rakibi tedirgin etmek ve hataya zorlamak amacıyla pres yapıyor. Var olan kilo noksanlığı kağıt üzerinde eksi gibi dursa da, birkaç konuda kendisine pozitif yansıyor. Örneğin hafif olması hızına etki ediyor ve anlık patlayıcılığı ile rakibi şok prese maruz bırakabiliyor. Uzun bacaklı olmasından dolayı adımlaması da uzun olan oyuncunun geniş alanda iyi hızlandığını görüyoruz. Dar alanda ise çevikliği ile iyi ivmelenebiliyor. Geniş alanda hızı ile rakip arkasına sarkan ve önüne atılan toplara rakipten önce yetişebilen, sprinter bir kanat forvet oyuncusu olduğunu söyleyebiliriz.

Takımının hücum anlarında fizyolojik ve atletik özelliklerine baktığımızda, takımı kontraya çıkarken tutarlı ve pas opsiyonu olabilecek şekilde ön tarafa fırlıyor ve bunu hızlı bir şekilde yapabiliyor. Bu tarz pozisyonların devamında genelde topa rakipten önce hakim olan ve tehlikeli pozisyonlar üreten oyuncu, aynı zamanda topu sürerken vücudunu da dengede tutmayı başarıyor.

Bodo/Glimt’te iken takımının hücum duran toplarında ceza sahasına girmiyordu. Ceza sahası etrafında, rakibin topu savuşturduktan sonra düşebileceği mantıklı bir alan seçip orada bekliyor ve pozisyonun devamında rakip topu savuşturmuşsa, topa doğru hızlı bir hamle yapıyor ve atağı tazeleyecek aksiyonlarda bulunabiliyordu. Takımı da bu sürede tekrar yerleşip atak hazırlığına başlama şansını yakalıyordu. Aynı şekilde top bu kez rakip oyuncuya gelmiş ve rakip kontraya çıkıyorsa, rakibe ilk basan en hızlı oyuncu konumunda olabiliyordu senaryo itibariyle. Bodo/Glimt hocasının taktiksel anlayış kapsamında, Hauge’ün hızını ve patlayacılığını kullanabilmek adına bilinçli yaptırdığı bir eylem olarak düşünebiliriz bunu.

Hızı, kendisinin en belirgin fiziksel özelliği demiştik. Bu özelliği aynı zamanda Bodo/Glimt için de çok önemliydi. İkinci ve üçüncü bölgede oyun kurma hazırlığında olan rakibe şok pres yapıp durdurucu vazifesini ifa edebiliyordu. Bu preslerin çoğu top kazanmaya yönelikti ve rakibi bozma, hataya zorlama işlevi görüyordu. Eliteserien özelinde, maç başına 3.38 top kapma ile oynaması, pres ve dolayısıyla top kapma eğilimindeki tercihlerini bir nevi istatistik olarak görebiliyoruz.

Güçlü olduğu kadar, dayanıklı bir oyuncu aynı zamanda. Çevikliği ve çabuk olmasının yanında, 80. dakikada dahi takım savunması kapsamında rakibe presler yapabilecek dayanıklılığa sahip. Dayanıklılığı ile maçın son dakikalarında bile savunma anlamında alanı hızlıca kapatabilecek kapasitede olması, kendisini Eliteserien’de bu konuda sivrilten nadir hücumculardan birisiydi.

Hava toplarında aktif ve zıplamayla ilgili bir problemi yok. Ancak oyuncunun uzun boylu olması, hava toplarında etkili olduğu anlamına gelmiyor çoğu zaman. Genelde rakibe ben de buradayım ve topa ortağım mesajı verircesine yükseliyor.

Oyuncuyu Haziran ve Temmuz aylarında Türkiye Süper Ligi için izlemeye başladığımızda, ligimizde stil ve mevki olarak benzeyen oyuncularla kıyasladık. Türkiye Süper Ligi’nde aynı mevkide oynayan diğer oyunculara kıyasla, vasat bir hava topu kazanma istatistiği görüyoruz. Hauge’ün maç başına 2.07 hava topu mücadelesine girip, 0.33 hava topu mücadelesi kazanması, bahsettiğimiz gibi bizlere hava toplarında etkisiz ve rakibi uyarıcı ve rahatsız edici nitelikte yükseldiğini de kanıtlıyor.

Bodo/Glimt’te Patrick Berg ve Ulrik Saltnes gibi tempoyu belirleyen ve genelde tempoyu yüksek tutan oyuncuların olduğu bir takımda, Hauge’ün hızının daha efektif bir hal aldığını söylememiz gerekir. Çevikliği, iyi ivmelenmesi ve dayanıklılığı ile aynı zamanda rakibi sürekli yıpratan oyuncu, açık alanı ekarte etme konusunda yaşına ve rolüne göre, Eliteserien’de az rastlanabilecek bir fiziksel yeterlilikteydi aynı zamanda.

‘’Fiziksel Özellikler: 7,0/10’’

Teknik özellikler

Hauge’ün geliştirdiği belirgin teknik özellikleri, Eliteserien’in yeni sezonunda daha fazla skor üretebilmesine sebep oldu. Bu sezon Milan’a transfer olana dek oynadığı 21 maçta 17 gol 12 asist ile, Norveç’te mevki ve yaş bakımından dengi oyuncuların çok çok önündeydi. Sol kanat Amor Layouni’nin takımdan ayrılmasıyla birlikte pozisyon olarak da güncelleme geçiren oyuncu, yeni pozisyonunda daha fazla gole dönük bir kanat forvet konumuna geldi. Her iki ayağını kullanabilmesi, ceza sahası çevresi ve içerisinde onun tek top oynamasına ve ver-kaç yapabilmesine etki ettiği gibi, bitiricilikte de zaman harcatmıyor. Onun skor veya pozisyon üretebilmesi, bitiriciliğinden ziyade hücum esnasında doğru pozisyon alması ve boş alanları görüp hareketlenmesi ile doğrudan paralel ana etkenlerdir. Bir hücum oyuncusunun skor için pozisyona girebilmesi açısından, pozisyon bilgisi çok önemlidir. Hauge’ün de bu konuda Eliteserien’deki akranlarına ve mevkidaşlarına göre çok öndeydi.

Oyuncu çoğu zaman tercihi şut ve orta yapmak değil ve yerden pas tercihini daha fazla kullanıyor. Kaleciyle karşı karşıya, ya da kaleye daha yakın bir noktadan şut deniyor çoğu zaman. Halihazırda nadir uzun şut deneyen oyuncu, ceza sahası çevresinde risksiz bir şekilde genellikle tercihini pastan yana kullanması, Bodo/Glimt’in rakip yarı sahada daha fazla kalması ve sürekli açık aramaya, atak halinde olmaya devam etmesine sebep oluyordu. Bu bilgilerin paralelinde, oyuncu maç başına 1.00 orta yaparken, maç başına 3.17 şut girişiminde bulunup %48 başarı sağladığını da belirtmek gerekiyor.

Her iki ayağını kullanabildiğinden bahsetmiştik. Her ne kadar sağlam ayağını kullanmaya meyilli olsa da, zayıf ayağı olan sol ayağıyla orta açabiliyor, pas verebiliyor ve top sürerken kullanabiliyor. Bir kanat oyuncusuna göre pas becerileri gayet iyi olan Hauge’ün, Eliteserien’de en az 60 dakika oynadığı maçlara baktığımızda, maç başına yaptığı 50 pas sayısı ve bu pasların %83 oranıyla başarılı olması, yine maç başı 3.23 kilit pas denerken bunlarda da %43 başarı sağlaması, bize pas yetenekleri konusunda birçok şeyi anlatıyor. Oyunun sıkışan anlarında atağın yönünü değiştirecek paslar atabiliyor. Hücum ederken oyunun bazı sekanslarında, kanat değiştirebildiği gibi, forvet arkası rolünü de yapabiliyor.

Toplu bir şekilde sahayı hızlı kat edebiliyor ve bunu yaparken ayaklarına hakim görünen bir oyuncu hüviyetinde aynı zamanda. Bu yönüyle de rakibin sürekli kendisine önlem almasını gerektiriyor. Türkiye Süper Ligi’nden altı oyuncu ile birlikte kıyasladığımızda, maç başı 6.57 toplu dribling denerken, bu driblinglerde %65 başarı sağlıyor.

Bir kanat forvete göre alan savunması aksiyonları çok iyi. Rakibin oyun kurma aşamasında üçüncü bölgede şok prese maruz bırakması, ikinci bölgede karşılarken de hızlı bir şekilde iyi alan kapatabilmesi, alanları savunurken iyi olduğunun göstergesidir. Bu yüzden takım savunmasına uyumlu ve kademe anlayışı yüksek. Pres yoğunluğu iyi olsa da, transfer olduğu lige göre kıyasla topa müdahale konusunda eksikleri var. Yine de rakibin çoğu zaman hatalı oynaması, dikey oynayamaması, yaptığı presin doğru ve etkili olduğunu gösteriyor.

Top kontrolü, onun geliştirmesi gereken en önemli özelliği. Buna hakim olabilmesi için çalışması gerekiyor. Oyuncunun pozisyonunda değindiğimiz gibi çizgiye açılması, oyuna genişlik kazandırması ve rakip savunmanın hatalı kaymalar yapmasıyla birlikte, arkadan gelen merkez orta sahası oyuncularına ceza sahası çevresi ve içerisinde aktiflik sağlıyor.

‘’Teknik Özellikler: 7,3/10’’

Mental özellikler

Hauge’ün çalışkanlığı, hiç şüphesiz mental özellikleri arasında en iyisi. Kendi kanadında oyunun hücum ve savunma aksiyonlarında neredeyse hiç yerinde durmuyor. Ayrıca bu yönüyle arkasındaki beke de rahat hareket alanı sağlıyor. Çoğu hücum oyuncusunun aksine, oyunun savunma tarafında da rol alıyor. Çalışkanlığı ve takım oyununun bilincinde olması, rakibin kontralarında hızlıca  alan kapatmasına, şayet rakip atağı kendi kanadında yoğunlaşmışsa pres yapmasına sebep oluyor.

Saha içerisinde agresif olmadığını söyleyebiliriz. Hakem ve rakiple çok fazla münakaşaya girmiyor. Özellikle hakem kararlarına itiraz etse de, bu itiraz hararetli olmadığı gibi, kısa da sürüyor. Beden dilinden de anlayabildiğimiz üzere, rakiple ve hakemle uzlaşmacı oluyor genelde.

Onu özel kılan şeylerden bir tanesi de, özellikle yaşına göre irdelendiğinde sakin kalabilmesi, kendine has özgüveni ile paralel stresle başa çıkabilmesi, onun nadiren hata yapmasına sebep oluyor. Küçük yaşta futsal oynamasının kendisine bu özellikleri kattığını görebiliyoruz. Basit bir dille, dar alanda çok fazla şey yapmanın hedeflendiği bu spor dalının, şüphesiz Hauge’ye tatminkar ölçüde sakinlik ve olgunluk bahşettiği bir gerçek.

Özgüveni ile pozisyon bilincinin yüksek olduğu oyuncu, topa hakim olmayı seviyor ve sürekli pas opsiyonu olmak üzere boş alana çıkması, derine gelmesi, oyunun hep içinde kalma isteği ile paralel işliyor. Oyundan kaçınan ya da saklanan bir profilde değil. Bunlarla birlikte oyuncunun konsantrasyon özelliği de iyi.

‘’Mental Özellikler: 7/10’’

Sosyal özellikler

Oyuncunun sosyal aktivitelere katılması, sosyal medyayı kullanması, taraftarlarla etkileşime girmesi, sosyal özelliklerinin de kuvvetli olduğunu gösteriyor bizlere. Özellikle İnstagram’dan yaptığı maç içi görsel paylaşımlarıyla birlikte, özel günlerde ailesiyle ve arkadaşlarıyla çekilmiş pozlara da yer vermesi, onun saha dışında da aktif olduğunu ve insanlara değer veren bir yapısı olduğunu görüyoruz.

Taraftarlarla bir sıkıntısının olmayışının, onun sevilen bir futbolcu olduğunu, taraftarları sürekli maçlara çağırdığını ve hatta Bodo/Glimt’in resmi sitesinde yapılan bir açıklamaya göre taraftarların maça gelebilmeleri için ücretini ödeyerek bilet temin ettiğini anlıyoruz.

Bu fotograf, Hauge ve Bodo/Glimt’ten takım arkadaşı Patrick Berg’in futsal oynadığı döneme ait.

Oyuncunun verdiği röportajlarda, futsal oynamanın çok eğlenceli olduğunu ve topa sahip olma, top sürme ve dar alanda top hakimiyeti gibi meziyetleri kendisine kazandırdığını belirtiyor. Toplu dripling yapmak, bunu yaparken de taraftarlara göz zevki vermenin eğlenceli yanı olduğunu ekliyor.

Milan’a transfer olduktan sonra ilk etkileşime girdiği kişilerin Bennacer ve Hakan olduğunu belirten oyuncu, Hakan’dan oyunun bazı yönleri ile alakalı bilgiler aldığını, ayrıca Ibrahimovic ile oynayacak olmanın heyecan verici olduğunu belirtiyor.

Milan’daki ilk resmi maçını Spezia karşısında oynayan Hauge, teknik ekibin ve oyuncuların dil konusunda çok yardımını gördüğünü, ancak bir an önce İtalyanca öğrenmek istediğini de ekliyor.

15 numaralı formayı tercih etmesinin özel bir sebebinin olup olmadığının sorulması üzerine Hauge, Bodo/Glimt’te kendini kanıtlamadan evvel giydiği forma numarası olduğunu belirtiyor ve bir nevi bu forma numarasını seçerek kendi kendine bir mücadeleye giriştiği anlaşılıyor.

 ‘’Sosyal Özellikler: 7/10’’

Genel değerlendirme

Milan’ın oyuncuyu kadrosuna katma ya da tercih etme sebeplerini tahmin etmek çok zor değil aslında. Milan’ın 4-2-3-1 ve varyasyonlarını oynadığını, Bodo/Glimt’in de aynı dizilişin varyasyonlarını tercih ettiğini düşündüğümüzde, Hauge’ün bu formasyona aşina olduğunu ve geçiş sürecinin çok kısa süreceğini öngörmek mümkün. Salt formasyondan ziyade, Milan’ın icra etmeye çalıştığı oyun anlayışını en başta ele alalım. Rakip oyun kurma aşamasında iken, ön alanda başlatılan ölçülü pres ve rakibin pas kanallarının kapatılmasını sağlayan, bunu yaparken de muazzam daralan bir savunma anlayışına sahip. İkinci bölgede daralan ve haliyle kanalları kapatan Milan, rakibi oyun kurarken huzursuz etmesi neticesinde uzun oynamasına sebep oluyor. Hauge’ün bahsettiğimiz savunma meziyetlerinin ön plana çıkacağı bu savunma anlayışında, dayanıklılığı ve çalışkanlığıyla Milan’a ekstra bir pres gücü sağlayacağı bir gerçek. Hatırlatmamız gerekirse, Hauge’ün Bodo/Glimt’te kendi koridorunun neredeyse her yerinde faaliyet gösterdiğini belirtmiştik. Rakibi beklerken doğru yer tutması, rakibe yaptığı baskıların sürekliliği sebebiyle, Milan hem savunmada, hem de hücumda ekstra bir kişi daha kullanabilecek.

Pandemi sonrası Milan’ın yükselen performansının baş mimarlarından olan Hakan Çalhanoğlu’nun tempoyu belirleyen oyun anlayışında ise, Hauge’ün hızını ve patlayıcılığını daha efektif görebilmemiz mümkün olacak. Hakan’ın gerek pasları ile topu kat ettirebildiği, gerekse de toplu dripling yaparak mesafe kat edebildiği gerçeğini ele aldığımızda, Hauge’ün dar veya geniş alanda savunma arkasına hızlıca sarkabileceğini, ver-kaçlarda daha aktif olabileceğini de söylemek mümkün.

Bodo/Glimt’in oyun yapısında Patrick Berg önemli bir yer tutuyor. Tempoyu belirleyen ve derinden oyun kurabilen oyuncuyu, takımının beyni olarak nitelendirebiliriz. Eliteserien özelinde bu oyuncunun oyun kurma anlamında yapabildiklerine kıyasla, Milan’ın oyuncu profili olarak daha efektif oyunculara sahip olduğunu ve Hauge’ün transfer olduğu ligdeki takımlara karşı, Bodo/Glimt’teki oyununa yaklaşabileceğini düşünmek yanlış olmaz.

Oyuncunun sprinter bir kanat forvet olması sebebiyle, savunmalarını önde kuran takımlara karşı iyi bir koz şüphesiz. Aynı şekilde pas ile kendi sahalarından çıkmaya çalışan takımlara karşı yapabileceği hızlı preslerle de kolektif savunmaya gayet uygun. 4-3-3, 4-2-3-1 gibi kanat organizasyonlarının yapılabileceği dizilişlerde, terste kanat forvet, kuvvetli olduğu sağ ayağının kanadında da çizgi kanat oynayabilir.

Tekraren, küçük yaşlarda futsal oynamış olmanın verdiği dar alan sakinliği ve topa hakim olma gibi meziyetleri ile de ön plana çıkıyor ve fizik yönünden de birçok hocanın tercihi olabilecek seviyede. Dolayısıyla Pioli’nin çok kısa bir zamanda, oyuncuya daha geniş süreler tanıması şaşırtmaz.

Genel Değerlendirme: 7.1/10

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *