Lille’in başarısında perde arkasındaki isim: Luis Campos

  Başarısız bir teknik direktörlük kariyerinin ardından gelen sansasyonel başarılara imza attığı sportif direktörlük kariyeri ile ünlenen Luis Campos. Başarısız bir teknik direktörlük kariyerinin ardında çalıştırdığı iki takımı küme düşürmesi var ve bu onun Luis Campas olarak anılmasını sağlamış ki “campa” Portekizcede “mezar” demektir. Bu başarısız menajerlik kariyerinden sonra futbola bir süre ara verdikten sonra başka bir menajer arkadaşı olan Americo Magalhaes ile futbol kulüplerine taktik yazılımı sunan Training to Play’i (T2P) kurdu. Campos’un takımlarına benimsettiği ana felsefe topa sahip olan bir takımdı. Genel olarak başarısız bir teknik geçmişi olsa da belki de sportif kariyerine etki edecek en çarpıcı gelişme 27 maçlık yenilmezlik serisine sahip olan Jose Mourinho’nun Porto’sunun bu serisine teknik direktörü olduğu Gil Vicente ile son vermesiydi. Böylece iki Portekizlinin yolu kesişmiş oldu ve iyi bir ilişkiye sahip oldular. Aynı zamanda futbola ara verdiği zamanda boş durmadı, yeni bölgelerde çalıştı, kendine geniş bir oyuncu havuzu oluşturdu ve Jorge Mendes ile de yakın ilişkiler kurdu. Futbolda resmi olarak çalışmadığı 7 yılın ardından Jose Mourinho, ekibinde scout olarak görev alması için kendisini Real Madrid’e davet etti. Böylelikle Luis Campos için futbol dünyasında yepyeni bir pencere açılmış oldu.

  Luis Campos, futbolda teknoloji kullanımına oldukça önem verirdi. Real Madrid’de bulunduğu dönemde verdiği bir demeçte muhabir onun odasını betimlerken “Odasında yığın yığın dosyalar ya da blok notlar yoktu. Yalnızca bir dizüstü bilgisayarı ve birkaç fotoğraf vardı.” sözlerini sarf etmişti. Zaten kendisi de menajerlik kariyerine ara verdikten sonra taktik yazılımları geliştirerek ve bunları kulüplere sunarak teknolojini kullanımına ne kadar değer verdiğini göstermişti. Ayrıca bir parantez açmak gerekirse yazılım sunduğu kulüpler arasında Jose’nin Real Madrid’i de vardı. Yani ikilinin ilişkisi o zamanlarda da oldukça iyiydi. Zaten sonrasında kulüpte tek çatı altında çalışmaya başladılar. Campos 2017 yılında vermiş olduğu bir röportajda “Benim için canlı gözlem çok önemlidir. Örneğin; bir oyuncunun maçtan önce nasıl ısındığını veya yedek oyuncu olarak nasıl oturduğunu gözlemlemek gibi küçük ayrıntılar, karakterinin çoğunu ortaya çıkarır. Ve karakter, en iyi yetenekleri tespit etmede önemli bir özelliktir.” demişti. Luis Campos, teknolojik imkanları sonuna kadar kullanırken canlı gözlemden de taviz vermeyerek dengeyi kurar. Aslında onun için her şey bir denge üzerinde olmalıdır. Yaptığı transferleri de incelediğimizde kendi algoritmasına göre bir dengeye oturttuğunu görebiliyoruz.

  Mourinho ile beraber çalıştığı dönemle birlikte kazandığı deneyimlerinin ardından yeni maceralara açılmaya karar veren Luis Campos, 2013’te Monaco’da başkanın danışmanı olarak göreve başladı. 2013 yaz transfer döneminde parasını har vurup harman savuran Monaco, kadrosunu Radamel Falcao, Moutinho, James Rodriguez gibi yıldızlarla doldurdu ancak bu transferlerin bedeli yaklaşık 160 milyondu. Çok ciddi paralar harcanan bu çılgın transfer döneminin ardından Campos’un görevinde değişiklik yapıldı ve transferlerde bir numaralı söz sahibi adam haline geldi. Sonraki sezonlar Campos ile beraber Monaco daha tutumlu transfer dönemleri geçirdi. Campos bir oyuncuya çok yüksek miktarda ücretler ödemek yerine bu yüksek miktarı daha fazla oyuncuya dağıtarak daha fazla oyuncu almak gibi bir taktik izleyerek transferleri buna göre planladı. Bernardo Silva, Bakayoko, Fabinho, Lemar, Benjamin Mendy gibi daha sonra kulübe çok ciddi paralar kazandıracak oyuncuları düşük bonservis bedelleriyle kadrosuna kattı.

  Monaco’daki başarılı döneminin ardından iyice ünlenen Campos’un yeni durağı LOSC Lille oldu. 2017’de sportif direktör olarak görevine başladı. Oldukça kötü bir sezon geçiren Lille için tehlike çanlarının çaldığı zamanlar… Sezona Marcelo Bielsa ile başlayan Lille, kötü gidişatın ardından 14 maç sonra Bielsa ile yollarını ayırdı. Christophe Galtier ile anlaşan Lille sezonu 17. tamamlayarak küme düşmekten kıl payı kurtuldu. Bu kabus gibi sezonun ardından yeni hocası ve Campos ile tekrar yükselişe geçen Lille, sonraki sezonları sırasıyla ikinci, dördüncü ve şu an lider olarak sürdürüyor. Bu başarının ve Lille’in yaptığı satışlar ile kendinden söz ettirmesini anlamak için öncelikle kulübün oyun yapısını ve felsefesini kısaca ele alalım. Çünkü Campos, rastgele transferler yapan bir isim değil ve her transferini plana oturtan ve denge gözeten bir isim.


  Lille, genel olarak 4-4-2 ve 4-2-3-1 formasyonlarını tercih eden bir takım. Savunmada katı oldukları kadar hücumda esnekler. Savunmada oldukça yoğun bir pres yapan ve takım yoğunluğunu gözeten ekip, hücumdaki oyuncularına ise daha özgür bir alan yaratmak istiyor. Hücum geçişlerini uzun toplar yerine kısa paslarla merkezde çoğalarak ileri uca topu ulaştırmaya çalışırlar. İleri uçtaki oyuncularının topu saklayabilmeleri ve yanındaki oyuncularla topu buluşturabilmelerini gözetir.

  Luis Campos, takım hakkındaki oyun planları dahil tüm verileri de dikkate alarak genç ve ileride kâr getirebilecek oyuncuların yanında dengeyi sağlamak adına yetenekli oyuncuları da transfer etti. Transfer ettiği Jose Fonte, ligin en iyi savunmacılarından biri oldu ki oyuncu bedelsiz olarak kadroya katılmıştı. Zeki Çelik, Ikone, Osimhen, Yazıcı, Nicolas Pepe transferleri de kulüp için oldukça büyük gelir kaynağı oldu ve olacak gibi gözüküyor. Ayrıca transferlerin takıma uyumu ve verdiği katkıları da unutmamak gerekir. Lille’de yaptığı transferler ile ilgili bir diğer detay ise; Luis Campos transfer için para harcamaktan çekinmiyor ancak bu parayı nasıl dağıttığına bakarsak 20 milyonun üzerinde bir bonservis bedeli ödediğini Osimhen transferi ile bir kere görüyoruz ki 22 milyon bonservis ile kadrosuna kattığı Victor Osimhen’i 70 milyona Napoli’ye satarak yine oldukça iyi bir elde kâr etti. Lille’de yaptığı transferlerin büyük çoğunluğunun bedelinin 5-10 milyon euro aralığında olduğunu gözlemliyoruz. Toplamda transfer bilançosuna baktığımızda giderin ne kadar büyük olduğunu inkar etmesek de Campos’un felsefesini anladığımızı düşünüyorum. Potansiyelini çok yüksek gördüğü oyuncular için bütçeden belli başlı tavizler verebiliyor ancak diğer oyuncuların bedeliyle bunu dengede tutuyor. Geniş bir oyuncu ağına sahip olmasıyla da kadroya bedelsiz oyuncuları da katabiliyor. Sözün kısası her kulübün takımını rahatlıkla emanet edebileceği bir kadro mühendisi, planlamacısı ve menajeri.

  Luis Campos, Lille’den resmi olarak Aralık 2020’de istifa ediyor ve şu an tecrübeli sportif direktör boş pozisyonda. Fransa basınında çıkan haberlere göre Lille Genel Müdürü Marc Ingla ile tartışmaları istifasının gerekçesi. Ayrıca her ne kadar Aralık’ta istifa etmiş gözükse de Ağustos’tan beri de kulüple olan ilişkisini kesmiş.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *