Şapkalı Büyücü | Robert Mensah

Afrikalı kaleciler denilince akla gelen isimler kimlerdir? Buffon’un kalecilik hayali kurmasını sağlayan Thomas N’kono, Kamerun efsanesi Joseph Antoine Bell, futbol tarihinin ilk profesyonel Afrikalı oyuncusu Arthur Wharton, yakın tarihin önemli ismi Vincent Eneyeama, günümüzün en popüler kalecilerinden Andre Onana. Muhtemelen çok daha fazla isim sayabiliriz, bu yazıyı size bir çok kişinin aklına gelmeyecek ama eski Afrika’nın en büyük olarak gördüğü bir kaleciden bahsetmek için kaleme alıyorum. Kaleyi kaplayan vücudu, kafasında şapkası, sürekli güleç yüz hali, rakip oyuncuları ve taraftarları tahrik etmek için yapmayacağı şey olmadığı söylenen bir adam, Afrikanın Lev Yashin’i: Robert Mensah.

Robert Mensah, 1939 tarihinde İngilizlerin Gold Coast (Altın Sahili) adını verdikleri bir kolonide dünyaya geldi. Doğduğu ailede Afrika Pagan inanışları hakimdi, dedesi dini bir önder ve önemli bir büyücüydü. Çocukluğu hakkında çok fazla bilgi bulunmamakla birlikte eski arkadaşlarını sürekli söylediği çok hareketli olduğu ve bu özelliğinin kendisini kaleci yaptığı. İlk profesyonel takımı Mysterious Dwarfs (Şimdiki adı Cape Coast Ebusua Dwarfs) ile imzaladığı sene ülkesi Gold Coast isimli kolonici zihniyetten kurtulup, Gana ismiyle bağımsızlığını ilan etmişti. Açıkçası, Dwarfs Gana’nın en iyi takımlarından biri değildi ki hala öyle, burada kupa anlamında başarılar kazanamasa da yaptığı inanılmaz kurtarışlar ile adından çok fazla söz ettirmeye başlamıştı, Gana’nın gördüğü en iyi kaleci gözüyle bakılıyordu. 2 metreye yakın boyu ve kuvvetli vücudu ile rakiplere korku veriyordu, anlatılana göre uzun boyuna rağmen yerden toplarda da olabildiğince etkili bir kalecilik sergilemiş, onu dünyanın diğer bütün kalecilerinden ayrın özelliklerden biri bu olduğunu söylüyor eski halk.

1962 yılında şuan Profesyonel olarak var olmayan başka bir Gana takımı olan Sekondi Independence Club’a transfer oldu. Mensah, aynı sene Gana Milli Takımına da seçilmeye hak kazandı. Yine kulüpte harika işler yapsa da asıl olarak onu popüler yapan şey Milli Takım performansları oldu. Robert Mensah’ın şöhreti yükseliyordu, bu şöhret belki de onun sonunu hazırlayacaktı. Çünkü Robert’ın vurdum duymaz ve rahat tavırları, beyaz adam ile Afrika’ya yerleşmeye başlayan gece hayatı, bar, abartılı eğlence, alkol vb. alışkanlıklara itmeye başladı. Antrenman yapmadığı iddia edilir ki iş maça çıkmamalara kadar gelse de yeteneği onu ülkenin belki de en büyük takımına, Asante Kotoko’ya taşıdı. Burada lig şampiyonlukları elde etti. İnsanlar böyle sağlıksız ve vurdum duymaz bir adamın bu kadar iyi bir kaleci olamayacağını düşündü ve onun büyü yaptığını iddia ettiler. Robert Mensah da bu iddiaları doğruladı, ailesinden gelen Pagan ritüelleri uyguladığını ve onu iyi kaleci yapan önemli parçanın şapkası olduğunu söyledi. 1967 yılında Asante Kotoko CAF Şampiyonlar Ligi’nde başta kalecisi olmak üzere harika bir performans ile finale çıktı. CAF geleneği olarak finaller iki ayaklı olacaktı ve toplam skor berabere biterse takımlar bir kere daha karşı karşıya geleceklerdi. Rakip, Demokratik Kongo takımı TP Mazembe (O zamanki adı ile TP Englebert) idi. İlk maç Gana’da Kumasi’de oynandı ve karşılıklı goller ile 1-1 bitti. Her şey normaldi. Asante Kotoko takımı ikinci ayak için Demokratik Kongo’ya gitti, maçtan önce çok tuhaf bir olay yaşandı. İddia edilene göre Demokratik Kongo askerleri Robert Mensah’ın gol yemesini engelleyen büyülü şapkasını çalmışlardı ve şapka maç saatine kadar da bulunamadı. Mensah maça uğuru olmadan çıktı ve maç 2-2 tamamlandı. Gana hükümeti yaşanan olaylardan ve belirsiz bazı sebeplerden Asante Kotoko’nun 3. maçı oynamasını engelledi, maçı ve kupayı TP Englebert kazandı. Yine de Mensah’ın kurtarışları hiç unutulmadı.

O senenin sonunda ülkesinin Tema Textiles Printing takımına transfer oldu. Tema bölgesi çok da gelişmemiş Gana gece hayatı için en gelişmiş bölge sayılabilirdi. Mensah transferden sonra yüksek derecede sorumsuz davranmaya başladı, maçları-antrenmanları aksattı. Artık takımda yedek statüsüne düşmüştü fakat bunu da problem etmedi. 1971 Sonbaharında Gin içmek ve eğlenmek için gittiği Credo isimli bir yerde girdiği barda, Isaac Melfah isimli bir adam ile tartışmaya girdi. Isaac, kırık Gin şişesini bir bıçak gibi kullanarak Robert Mensah’a batırdı. Acilen hastaneye kaldırılan Mensah 2 Kasım günü gece 02:30 hayat gözlerini yumdu. Onu öldüren Isaac Melfah bunun meşru müdafaa olduğunu söyledi, onu görenler bu kadar çelimsiz bir adam koskoca Robert Mensah’ı nasıl öldürebilir demişler.

Milli takım arkadaşı Ibrahim Sunday, Mensah’ın ölümü hakkında şunları söylemişti: ‘’Robert çok iyi bir kaleciydi ama aynı zamanda çok da disiplinsizdi, ne yazık ki bunun bedelini ölüm ile ödedi.’’

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *