Umut Nayir Röportajı

Genç yaşlardan itibaren kariyerine zarar vermesinden korktuğu konularda ona yol gösterici unsur neydi? Ailesi mi yardımcı oldu yoksa kariyer planlama şirketiyle mi çalıştı?

Kariyer sürecim esasında çok hızlı gelişti. Ortaokul ve lise yıllarımda futbol oynamayı çok seviyordum. Futbola amatör olarak İstanbul’da Albayrakspor’da başladım ancak mutlaka futbolcu olacağım gibi bir düşünce kafamda sürekli olarak yoktu. Hatta ailem, o zaman için bana en doğru yolu göstererek eğitime önem vermem gerektiğini sürekli bana öğütlüyorlardı.

2011 yılında ise eğitim hayatıma bağlı olarak Ankara’ya gelişim ve Ankaragücü A2 takımında 1 sezon forma giydikten sonra 2012 yılı itibariyle profesyonel kariyerim başladı. Profesyonel kariyerim öncesinde, çok genç yaşlarımda ailemin yol gösterici olduğunu söyleyebilirim.

Profesyonel kariyerim başlayınca, olaya bakış açınızda hızlı bir şekilde değişiyor. O zamana kadar ailemin yanımda olması ve birçok konuda bana doğru yol göstermesi ile gelebileceğim başarılı bir noktaya gelmiştim ama futbol dünyası içerisinde profesyonel olduktan sonra kalıcı olmak, saha içi kadar saha dışında da doğru işler yapmak için tıpkı kendiniz gibi profesyonellerle çalışmanın şart olduğuna inanan birisiyim. Buna bağlı olarak da çalışmalarımı şu an yürütüyorum.

Bireysel olarak analizlere başvuruyor mu? Örneğin rakip kalecilerin, defans oyuncularının yönelimlerini ve performanslarını öğrenmek adına bireysel çalıştığı analiz şirketi var mı?

Özel olarak analiz yaptırdığım bir şirket yok. Mümkün olduğunca kendi ligimiz ve farklı liglerden maç seyretmeye çalışıyorum. Gözleme dayalı olarak, oynadığım pozisyona bağlı, hem kalecileri hem de benimle oynayacak oyuncuları mutlaka tanımaya çalışıyorum.

Dediğim gibi daha çok izleme ve gözlem metodu ayrıca haftalık olarak takım çalışmalarımızdaki hocalarımızın verdiği bilgilere dayanarak kendime kazanımlar çıkarıyorum.

Ama futbol da, dünya gibi çok hızlı değişiyor. Takımların bütünü gibi, sporcuların da artık rakip analizlerini, pozisyona bağlı ya da oynayacakları rakibe bağlı değerlendirmeleri gerektiğine inanan biriyim, bu tarz şirketlerle çalışmanın doğru olacağı kanısındayım.

Türkiye’de 24 yaşında bir oyuncu genç olarak nitelendirilebiliyor ancak özellikle Avrupa’da bu yaşlar oyuncuların olgun oyun oynadığı ve üst düzey performans gösterdiği yıllar olarak söylenebilir. Türkiye’de genç oyuncu kavramının daha uzun bir süreçle anılmasının nedenini neye bağlıyor? 

Bundaki ana etken, çok genç yaşlarda takımlarımız oyunculara her zaman fırsatlar sunmuyor ya da sorumluluk vermiyorlar. Dediğiniz gibi bizim ligimizde 24-28 yaş aralığı genç oyuncu kategorisindeyken, 28 yaş sonrası artık olgunluk, hele ki bir takımda 3-4 sezon oynadıysanız futbol için yaşlanma olarak adlandırılmaya çalışılıyor.

Oysa ki özellikle Avrupa’da Hollanda, Almanya gibi ligler kadar yapısı itibariyle biraz daha farklı olan İngiltere liginde bile 16-20 yaş arasındaki oyuncu sayısının son dönemde arttığını görüyoruz. Burada sayı artışı derken kadroya girme ya da antremanlarda A takımlar ile birlikte yer almak değil, birebir saha da aktif görev almalarından bahsediyorum. Mesela Dembele, Coman, Donnarumma, Weigl, Mbappe, Martial daha yaşları 20’lerin başı olmasına rağmen genç oldukları kadar tecrübeli konumuna da erişmeye başladılar. Çünkü erken yaşta inanılarak görev veriliyor kendilerine. Kendileri de hem lokal liglerde, hem de Avrupa kupalarında aldıkları görev ile hızlı bir şekilde oyun anlamında olgunlaşıyorlar.

Yaklaşık 2 ay önce sanırım, Avrupa Spor Araştırmaları Merkezi CIES’in geçtiğimiz sezon Avrupa’daki 31 ligin en yaşlı 25 takım raporuna internette gözüm takılmıştı. 10 takımımız bu 25 yaşlı takımın içerisinde yer alıyordu. Bu ortalamanın hızla düşmesi için sahada sorumluluk alabilecek daha çok genç oyuncuya ihtiyacımız var. Bunu söylerken ama şunu da söylemek isterim, futbolda benim açımdan genç ve yaşlı oyuncu yoktur. Oyuna doğrudan pozitif katkı sağlayan, çalışan ve verilen görevi yerine getiren formayı giymelidir. Gençlerinde o yüzden ülkemizde hızla “ben oldum” demeden çok çalışarak oyunlarını ilerletmeleri gerekiyor.

Sosyal Medya bir oyuncunun yaşamının yüzde kaçını gösterir? Sosyal Medyanın bir oyuncunun hedeflerine ulaşmasında nasıl kullanılabileceğini düşünüyor? 

Bu sorunun cevabı oyuncudan oyuncuya değişir. Sosyal medya benim gözlemlediğim iki şekilde kullanılıyor. Biri sporcunun takipçilerine kendine ait gerçek bilgileri vermesi, diğeri ise sporcunun buradan gelire yönelik hamleler yapması.

Eğer ki, takipçilerinize bu alanda doğru içerik sağlar, doğal olup sahte yaklaşımlardan uzak durulursa, oyun alanının dışında kalan duruşunuza da göstermeniz için çok faydalı bir alan olduğu kanısındayım.

Artık spor bir endüstri olduğu için oyun performansı kadar oyun dışı performansınızda bu alana etki ediyor, ondan dolayı da hedeflediğiniz kısa- orta- uzun vadeli hedeflere ulaşmak için sosyal medya aracı olan bir yol diyebilirim.

Umut Nayır bir forvet oyuncusu ve insanlar -doğal olarak- forvet oyuncularından gol atmalarını bekler. Peki Umut’un bu konudaki düşüncesi nedir? Bir forvet gol attığı kadar mı başarılı sayılmalıdır yoksa az gol atsa da teknik direktörünün ona verdiği görevi ne kadar gerçekleştirdiğiyle mi bağdaştırılmalıdır? (2018-Fransa-Olivier Giroud)

Bir oyuncu kaleye en yakın bölgede oynuyorsa, doğal olarak taraftarlar sizden gol bekler ya da gole etki etmenizi görmek isterler. Verdiğiniz örnekte olduğu gibi Giroud’un 2018 Dünya Kupası’nda görevi takımına açık alan yaratıp, doğrudan esasında gol yollarına etki yapmaktı ki, başarılı olduğu için takımın bu alanları değerlendirmesi ile şampiyonluk geldi.

Benimde bu konuda düşüncem biraz bu şekilde, bana verilen görevi en iyi ve doğru şekilde yerine getirmek. Her forvet oyuncusu gibi, her maçta bende goller atmak isterim ama takım oyuncusu olarak da hocamın bana vereceği görev dahilinde o alan içerisinde gole giden yolları da açabilirsem başarılı sayarım kendimi.


Bir futbolcunun kariyerini nasıl görüyor? Futbolculuk kariyerini ayrı, antrenörlük/scoutlık/analistlik/teknik direktörlük/sportif direktörlük kariyerini ayrı mı? Yoksa bunların tamamını lineer bir düzlemde görüp birbiriyle bağıntılı bir süreç olarak mı?

Bu bir bütün. Her alanda esasen kendinize bir plan yapmalısınız. Tenisin en başarılı gördüğüm isimlerinden Federer’in bir sözü esasında bana burada bir yol gösteriyor. “Uzun vadeli bir plana inanmalısınız ama kendinizi motive edecek kısa vadeli de hedefleriniz olmalı” sözünden yola çıkarak futbolculuk yıllarınızda haftalık, sezonluk bir kariyer planlaması oluşturmanın gerekliliğine inanıyorum.

Ama unutulmaması gereken nokta her profesyonel iş gibi futboldaki profesyonel hayatınızda bir gün bitecek, her sporcunun belki de en çok zorlandığı nokta da bu.

Bir gün bitecek ve o sabah uyandığımızda biz ne yapacağız? İşte uzun vadeli de bir planınız olursa, o sabah uyandığınızda herşeye hazır olmuş olursunuz.

Futbolcularda eğer bu kariyer yolculuklarından sonra futbolun herhangi bir alanında görev almak istiyorlarsa kesinlikle bu düzlemi bir bütün olarak görüp, oyunun içindeyken de kendilerini o güne ve görev almak istedikleri alan yönünde de geliştirmeli ve oynarken öğrenmelidirler.

Pek çok genç oyuncu öğretim yaşamı nedeniyle futbola ara vermek ya da bırakmak zorunda kalıyor. Umut da pek çok gencin hayal ettiği bir bölüm olan Hukuk okudu. Kendisinin profesyonel spor yaşamının ve öğretiminin başarılı şekilde gerçekleşmesini neye bağlıyor? Bu konuda genç futbolculara verebileceği tavsiyeler neler olur? 

Öncelikle bu konuda aileme teşekkür etmem gerekiyor. Bana futbol oyna ama eğitimi arka plana atma diyerek benim hukuk fakültesini kazanmamda büyük etkileri oldu.

Profesyonel yaşam ve öğretim hayatımın başarılı olmasını biraz planlamayı doğru yapmaya bağlıyorum ondan dolayı da arkadaşlara doğru planlama ve futbol kadar ne istediklerini bilerek hareket etmelerini önerebilirim. Burada şunu da söylemek isterim, profesyonel bir sporcunun hayatında kamp, antrenman, maç, yarışmalar derken gerçekten eğitim hayatı çok kolay olmuyor. Herkes üniversite okuma şansı ya da eğitim hayatlarını tamamlama şansını bu zaman içerisinde belki bulamıyor ama her zaman kişinin bireysel olarak kendini geliştirme fırsatı var, bundan dolayı diploma değil ama kişisel gelişimin her zaman gerekli olduğu inancındayım.



Umut’ un kariyer hedefi nedir? Kariyerinde yurtdışı hedefi var mı ve varsa hangi ligi, ülkeyi hedefliyor?

Olabileceğimin en iyisi olmak istiyorum. Oynadığım dönemi en verimli şekilde geçirip, yaptığım işten keyif almayı hedefliyorum. Avrupa hatta Amerika’daki spor kültürünü yakından deneyimlemeyi çok istiyorum o yüzden de yurt dışında forma giyme isteğim yüksek seviyede ama özellikle bir lig seçmem gerekirse Premier Lig hepsinden ayrı bir noktada gözümde. Fırsat olursa orada olabilmeyi çok isterim.  

Aktif oyunculuk kariyerinin ardından, hukukla ya da avukatlık mesleği ile ilgili bir şey yapmak istiyor mu? Bu alanda hedefi ne olacak?

Kesinlikle hukuksal alanda da kendimi geliştirip, özellikle spor hukuku dalında güzel işler yapabileceğimi düşünüyorum. Profesyonel bir sporcu olarak bu alanda sektörün içinden çıkmam da benim için bir avantaj olacaktır. TFF ya da kulüplerde rol alabilirim. Kendimi geliştirmeme bağlı olarak UEFA ya da FIFA’da da ülkemi temsil edebilirim. Biraz uzun vadeli hedefler tabi bunlar ama yine de aklımın bir köşesinde duruyorlar halihazırda.Kendimi bir gün oralarda bulacakmış gibi saha dışı alanlarda da geliştirmeye çalışıyorum.                

Kendisini hangi santrfor tipine daha uygun görüyor? Kategorize ederek, kısaca tanımlaması mümkün mü?

Bu tarz tanımlamaların insanları sınırlandırdığı görüşündeyim aslında. O yüzden de hiçbir zaman kendimi ben şu kategorideyim diye bir kalıba koymaya çalışmadım. Güçlü yönlerimi ve eksik yönlerimi biliyorum ve bunlar üzerine çalışma yaparak güçlü yönümü geliştirmeyi, eksik yönlerimi de gidermeyi amaçlıyorum. Şartlar nasıl olursa olsun ona uyum sağlayabilen, oyun aklı yüksek komple bir santrafor olarak anılmak hedefim.                                  

Günümüzde genellikle futbol piyasası eski futbolcular ve onların kulüp bağlantıları üzerine dizayn ediliyor. Antrenörler, menajerler, scoutlar vs hatta artık yorumcular ve gazeteciler bile eski futbolcular ve bir çoğu dünya gündeminden kopuk, verilen görevlere dair bilgi birikimi olmayan sadece futbolculuk geçmişi olan isimler. Sistem dışardan olanları kabul etmekte zorlansa da alttan da dünya futbolunu takip eden, okuyan yazan ve yenilikçi ama futbolcu olmayan genç bir nesil yükseliyor. Türk futbolu bu genç nesil için bir kapı açacak mı ve bu ne zaman gerçekleşecek? Umut’ a göre futbolcu olmayanlar futbol piyasasının içinde olabilir mi?

Bence ülkemizde futbol değişiyor, futbolcular değişiyor buna bağlı olarak yeni bir soluk olarak da futbol dışından gelen ama futbolu doğru takip eden isimler çıkıyor. Sistem yavaş yavaş dışarıdan gelenleri kabullenmeye başladı. Bunu alternatif spor programlarında, dergi yayıncılığında, bloglarda ve sosyal medya da özellikle twitter platformunda görmekteyiz.

Bu genç nesil için belki ana medya dediğimiz alan içinde daha çok yer açılmadı ama piyasa değişime başladı. Kısa zaman içerisinde bence bu isimler merkeze doğru yerleşecekler.



Yerli ve Yabancı olarak en beğendiği teknik direktörler kimler?

Oyuncu kalitesi nasıl olursa olsun kendi taktiksel anlayışını sahaya yansıtabilen bütün hocaların hayranıyım aslında. Pep, Klopp, Pochettino şu an bu işin öncüleri diyebiliriz. Diğer taraftan ülkemizde de bu anlamda umut veren gelişmeler olduğunu düşünüyorum. Biraz daha çalıştığım hocalar üzerinden isim vermek daha olur bence o yüzden de Şenol Güneş, Abdullah Avcı, Okan Buruk ve İrfan Buz hocalarımı söyleyebilirim. 

Birlikte oynadığı oyunculardan bir 11 yapsa hangi formasyonu tercih eder ve kimler bu kadroda yer bulur? 

Altay Bayındır / Gökhan Gönül/ Pepe / Chedjou / Adriano / Badou Ndiaye / Dorukhan Toköz / Furkan Soyalp / Ryan Babel / Adis Jahovic / Umut Nayir.

Formasyonum 4-4-2 ama bu kadroda Furkan sağ kenar  gibi değil de, iç oyuncusu gibi girecek sağ koridorda Gökhan abinin önünü açacak, fena olmaz gibi duruyor.

Unuttuğum isimler olabilir, duygusal tercihler de olabilir ama memnunum kadromdan 😊.                                                

Futbola çok geç başladı (Lise 3) ve hızlı yükseldi. Futboldan önce okul veya kulüp bazında hangi spor dalları ile ilgilendi? Bu adaptasyonu ve yükselen kariyerini neye borçlu?

Lisanslı olarak başka bir sporla ilgilenmedim ama amatör olarak neredeyse bütün spor branşlarına ilgiliyim. Basketbol, voleybol, tenis, yüzme hatta badminton bile oynadım.

Özellikle basketbol hayatımda önemli bir yer işgal ediyordu aktif futbol hayatım başlamadan önce. Pozisyon almam ve sıçrama kabiliyetim açısından bana çok faydası da oldu. Ama bu kadar geç başlayıp da, kısa vadede bu şekilde yol alabilmemde en önemli faktörün oyun aklım ve söylenen ya da istenenleri kolay algılayıp onu sahaya dökebilmem olduğunu düşünüyorum. Algılarım açık ve eksiklerimi giderebilmek adına büyük bir iştahım ve çalışkanlığım var. Hepsinin birleşimiyle de şu anki konumuma geldim. Geriye kalan serüvenimde de en güvendiğim özelliklerim bu bahsettiğim özelliklerim olacak.                                     

Örnek aldığı futbolcular var mı? Oynadığı maçlarda onu en çok zorlayan defans oyuncusu kimdi?

Örnek aldığım birçok sporcu var aslında sadece futbolla sınırlı değil. Muhammed Ali, Roger Federer, Lebron James gibi şampiyonlardan ilham aldığım çok fazla nokta var. Futbolda takip ettiğim benim mevkidaşım olan çok fazla isim var. Onların her zaman güçlü yönlerinden ve oyunu algılayış biçimlerinden kendime neler katabilirim anlayışıyla ilerliyorum.



FAS ile gerçekleştirdiği iş birliği ile neler söylemek ister? Oluşumu nasıl değerlendiriyor? FAS’ın bir oyuncuyu FA four Corner modeli ile Fiziksel, Teknik, Sosyal ve Mental yönleriyle incelemesini nasıl buluyor?

Öncelikle işbirliğimiz tekrar hayırlı olsun.  Güzel bir çalışmanın içerisinde,  futbola farklı bir bakış açısı ile bakan ve bunu bir SCOUT platformu olarak sunan bir oluşumu çok değerli buldum.

Kariyerimi dediğim gibi profesyoneller eşliğinde yürütmeye çalışıyorum, onlar da bana ilk olarak bu işbirliğinden bahsettiğinde ve tanıtımını yaptıklarında ülkemiz takımlarının ki burada yalnızca Süper Lig değil amatörden alt liglere kadar birçok kulübün bu sisteme ihtiyacı olabileceğini ve uzun vadeli düşününce de ülkemiz futbolunun gelişimine katkı sağlayacak bir model olarak gördüm ve bu oluşumun bir parçası olmak istedim.

Yıllar önce Avrupa’da değişen Scouting modeli ile ilgili bir yazı okurken artık bu kişilerin yalnızca sahada teknik olarak ya da antrenmalardaki fiziksel güce bakarak değil, bir sporcunun kampta arkadaşları ile ilişkisi, yemeğe iniş çıkış saatleri, kamp süresince kurallar uyması, kıyafeti gibi tüm mental ve sosyal unsurlarla da değerlendirip kulüplere bildirim yaptıklarını okumuştum. Bundan dolayı FAS’ın parça parça ama sonuçta bir bütün olarak oyuncuyu incelemesi, değerlendirmesi ve önerilecek kulübün yapısı ve oyun sistemi ile ne kadar uyuştuğunu gösteren incelemelerinin özellikle doğru transfer ve takıma uygun transfer konularında birçok açıdan faydalı olacağı kanısındayım. Bundan dolayı uzun vadeli planlamalarım arasına bu oluşumu da katmak istedim.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *