Üretim fabrikası ülke

Futbol denilince akla Brezilya, İngiltere, Arjantin, İspanya gibi ülkeler geliyor aslında ama baktığımızda dünyada en çok oyuncu ihraç eden ülkelerin başında Portekiz gelmekte. Yaklaşık 11 milyon nüfuslu ülke hem oyuncu hem de teknik direktör ihracatında bir numarada. Dünyanın dört bir yanına dağılmış olmalarının tek sebebi kesinlikle menajerleri değil tabii ki. Yine de dünyanın en ünlü menajerlerinin de Portekizli olduğunu unutmamak lazım.

Akdeniz’in bu küçük ülkesi gün geçtikçe büyük liglerdeki kulüpler tarafından daha da fazla izlenmekte. Bu yazımda biraz daha gözlemlerime, dinlediğim, okuduğum podcast ve yazılara dayalı bir şekilde, Portekiz kulüplerinin, özellikle üç büyükler diye adlandırılan Sporting, Porto ve Benfica’nın izlediği transfer politikaları üzerinden, Portekiz’in nasıl bir oyuncu pazarına dönüştüğüne değineceğim.

Cilala parlat

FUTEBOL – Soares. Guimaraes vs Sporting, jogo a contar para a primeira liga de futebol, realizado hoje pela noite no estadio D. Afonso Henriques, em Guimaraes. (PEDRO TRINDADE/ASF)

Herkesin ağzında yıllardır “biz Porto modeli uygulamalıyız, Benfica olmalıyız” dolanıp duruyor ama en ufak bir ilerleme ya da atılmış bir adım yok bu konuda kulüplerimiz tarafından. Bunu uygulamak bizim ülkemize uygun olsa da kulüplerimize günü kurtarmak daha mantıklı geliyor anlaşılan. Portekiz de sadece yetiştirip satan bir ülke konumunda değil aslında, Latin Amerika pazarı ve Balkanlar, özellikle üç büyüklerin hedef pazarı konumunda hem altyapı seviyesi hem de A takım seviyesi için.

Şu an Portekiz Ligi’ne baktığımız zaman aktif birçok oyuncunun üç büyük takım çıkışlı olduğunu görüyoruz. Çünkü üç büyükler ülkeyi baştan sona tarıyor, aynı zamanda Portekiz sömürgesi Gine-Bissau da buna dahil. Altyapıda kendini gösteren oyuncular üç büyükler adına ya alt liglere oynanması için kiralanıyor ya da ikinci ligdeki pilot takımlarında forma giyiyor. Buradan sonra ise mücadele A takım için devam ediyor. Bana kalırsa da fark burada başlıyor. Üç büyüklerin sahip olduğu oyuncu niceliği tüm Portekiz için bir nimet. Her kulüp, üç büyüklerde az ya da hiç süre alamayacak oyuncuları dört gözle bekliyor her sene. Tabii bu durum sadece üç büyükler için geçerli değil. Artık başaltı takımlardan direk Avrupa’ya geçiş mümkün. Üç büyüklerin dışında kalan takımlar da yaptığı transferleri parlatıp üç büyüklere ya da Avrupa’ya satmanın peşinde. Buna örnek olarak adı Fenerbahçe ile anılan Maritimo’nun çok düşük bonservis bedel ödeyerek aldığı Marega, Guimaraes’in parlattığı Tiquinho verilebilir. Hem alt sıra takımları scouting yaparak geleceği kurtarırken, üç büyükler de bu oyuncuları Avrupa sahnesine taşıyıp, yüksek fiyatlara satma fırsatı yakalıyor.

Toparlamak gerekirse, Portekiz Ligi’nde, üç büyükler, geri kalanlara, geri kalan kulüpler de üç büyüklere muhtaç. Bu sirkülasyon Portekiz’in son yıllardaki başarısının sırlarından biri diye düşünüyorum.

Değişim

Olması gereken her değişim gibi Portekiz’deki değişim de tabandan tavana doğru yayıldı. İlk olarak eğitimi, altyapısını, yetiştiricilerini geliştiren bu küçük ülke şu anda dünyaya oyuncu ihracatı konusunda rekortmen konumunda. Bizdeki gibi değişimi en basitten çözmeye çalışıp tepeden başlamayan Portekiz’de antrenörleri geliştirici kurslar, üniversitelerde eğitimler veriliyor. Ülke ekonomisi de futbolun gelişmesi adına belli bir bütçe ayırıyor.

Rol model

Bizim gibi ülkelerin başvurması gereken model Portekiz olmalı. Günü kurtarma derdinden kurtulup, geleceğe önem vermek çok daha önemli. Dört büyüklerin belki de ikisinin sezonluk parası ile tüm Liga Nos’un maaşı karşılanabilir. Galatasaray’ın gündemindeki Otavio’nun aldığı maaş bonussuz 800 bin Euro civarında. En kötü ihtimalle kısa vadede kurtuluş için maaş bütçesinde Portekiz moldeli uygulanmalı.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *